Türk Edebiyatında Hayalet Oğuz

Hayalet Oğuz, adeta bir hayalet –sahipsiz gölge- gibi hayatta önemsediği/önemsemediği pek çok şeyle ilgilendi. Onun ilgileri ilgisizliği, ilgisizliğe de ilgililiği anlamına geliyordu. Bu bağlamda resimden sinemaya ve oradan kitaplara ve romana/şiire kadar üst yapıya ait pek çok konuyla ilgilendi. Yalnız iyi bilinmelidir ki onun ilgilendikleri ilgilenmedikleri, ilgilenmedikleri de zımnen ilgilendikleridir. Zira onun her bir halinin arka planında çözülmemiş nice mazmunlar gizlidir. O ilgilendikleri ve igilenmedikleriyle günlük hayatın olağan akışı içinde protest bir tavır geliştiriyordu ve bunu da pek hissettirmiyordu. Mesela mülkiyetle ilgilemiyordu. Ama onun bu mülkiyetle ilgisizliğinin arka planında derin bir sessiz protesto vardı. Sonuna kadar mülkiyetsiz yaşadı ve mülkiyetsiz öldü. Kim bilir, beli de bu yüzden annesinden ve babasından bahsetmedi. Anne-baba faşizmine karşı  da böylece en başından tavır koydu. İktidarlara, ‘uygunadım’ yurttaş olmak istemedi. O yaşamından da anlaşılıyor ki hiç kimsenin hiçbir şeye sahip olmadığı her şeyin ortak olduğu bir dünya özlüyordu. Böyle bir dünyada, dünyanın tam merkezinde olan insan vardı.  

Türk Edebiyatında Hayalet Oğuz

50,00₺ Normal Fiyat
35,00₺İndirimli Fiyat
  • Yazar: Hasan Aktaş

    Yayınevi: Yort savul Yayınları

    İlk Basım Yılı: 2017

    Sayfa sayısı: 304

    ISBN: 978-605-66211-6-1